Evli̇li̇k Ve Çi̇ft Terapi̇si̇
EVLİLİK VE ÇİFT TERAPİSİ
EVLİLİK VE ÇİFT TERAPİSİ

Evet evet artık evlisiniz. Her şey nasıl da zor oldu öyle değil mi? Küçüklükten başlayıp size çizilen rotayı izlediniz ve başardınız. Hatırlıyor musun, nasıl da hayaller kurardın? Muazzam bir gelin olacaktın, kuğu gibi salınacaktınız sevdiğinizle. Herkesin gözleri üzerinizde olacaktı. Hayran hayran izleyeceklerdi sizi. Herkesten çok size yakışacaktı bu gelinlik ve damatlık. İtiraf et, herkesten çok da size yakıştı. Herkesin gözü üzerinde, rüya gibi bir düğündü. Eee sonuçta yıllardır bunun olacağını söylemişlerdi. Küçükken oynadığın oyunlar bile evlilik üzerineydi. Sonra anne baba olacaktın. Yüzün kızardı değil miJ Merak etme, utanmana gerek yok, daha bir süre evliliğin tadını çıkaracaksın. Henüz vaktin var. Şimdi bu anın, evliliğinin tadını çıkar. Siz daha çiçeği burnunda bir çiftsiniz. Tüm bunları sonuna kadar hak ediyorsunuz. Bu rüya gibi günleri yaşamak için çok fedakarlık yaptınız öyle değil mi? Yıllardır kurduğun, hayal ettiğin her şey tek tek gerçekleşecek. Bazı sorunları aşmak sizi ne kadar da yormuş. Neyse ki yanınızda her şeyi sizinle göğüsleyen eşiniz var. Aslında o sizin ruh eşiniz… Siz birbiriniz için yaratılmışsınız! Ve aşk… Aşk da tam böyle bir şey… Nasıl oluyor da aşkın evliliği öldürmesine izin veriyorlar anlamıyorsunuz değil mi? Siz bunu asla yapmayacaksınız!! J

Hemen hemen bütün evliliklerin başlangıcı böyledir aslında… Peki nasıl oluyor da yıllarca hayal ettiğiniz, besleyip büyüttüğünüz duygularınız soluveriyor? Nasıl oluyor da emek emek işlediğiniz danteller lekeleniveriyor? Tüm suç eşinizde değil mi? Öyle yapmasaydı, bunları söylemeseydi, şunları döküp kırmasaydı…

Şimdi derin bir nefes alın, bir kez daha ve bir kez daha… En baştan tekrar başlayalım, tüm bu hayalleri sen mi kurmuştun, siz mi kurmuştunuz? Hani o isteksiz gülümseler, rızasız onaylamalar vardı hatırlıyor musun? İkinizin de ayrıntı olarak görüp, üzerini kapattığınız, hani konuşmamak en iyisi deyip sustuğunuz ve şimdi önünüze çıkan bir yığın sorun… Hani siz birbiriniz için yaratılmıştınız ya, bunu bir kez daha düşünmeye ne dersin?

Ahmet ALTAN’ ın da dediği gibi;

Fransızların o muhteşem heykeltraşı Rodin’e bir heykeli nasıl yaptığını sorduklarında tek bir cümleyle cevap vermişti.

-Taşın fazlasını atıyorum, geriye heykel kalıyor.                                                                                               Bir heykel taşın fazlası atılarak yapılıyor, peki insan nasıl yapılır?

Rodin’in heykel yapması gibi hepimiz de insanlar yaparız. Tanıdığımız, sevdiğimiz her insan aslında bizim yaptığımız insanlardır. Ve biz insanları Rodin’in heykellerini yaptığının tam tersini yaparak yaratırız. Bir insanla karşılaştığımızda o, küçük bir kil parçasıdır. Onun bütününü görmeyiz, bilmeyiz de. Alırız o küçük kil parçasını ve onu yoğurup kendi toprağımızdan bir şeyler katmaya başlarız, bacaklar yaparız ona, kollar sonra bir gövde, kendi kafamıza uygun bir kafa. Küçük kil parçasına kendi toprağımızı ekleyerek yaptığımız insan, ne kadar kendisidir, ne kadar bizdir onu hiçbir zaman kestiremeyiz. Heykelin ilk kil parçası ondandır, ama gerisi hep bizim toprağımızdır. Bizim kafamızda yaptığımız insanlar, kendilerinden çok bize benzerler. Zaman zaman heykelin içinden kendileri çıkıverirler, yaptığımız heykelin kolu, bacağı düşer, kafası yana yatar, birden sinirleniriz, “ neden sen benim yaptığım heykele benzemiyorsun?”, diye ya da “neden benim yaptığım heykeli bozuyorsun” diye.

İşte işler tam da burada karışıyor. O mükemmel evlilikte sorunlar, daha doğrusu gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Ve artık eşimizi bir kez daha tanıyoruz…Şimdi ne kadarı sizsiniz, ne kadarı eşiniz bir kez daha düşünün…

 

Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın